8 Ocak 2008 Salı

Dilimizi Kaybettikçe

Betül Çakar


“ Bu günden sonra divanda, dargahta, bargahta, mecliste, meydanda Türkçeden başka dil konuşulmaya!”

Karamanoğlu Mehmet Bey, bunu söylediğinde ülkenin dili bu kadar hor görülüyor muydu acaba? Sokakta attığı her adıma bir yabancı isim denk geliyor muydu? Niye yapıyoruz bunu kendimize, kültürümüze, dilimize…

Yazdıklarımızın, konuştuklarımızın Türkçe karşılığı olmasa belki hak verilir bu yapılanlara, Türkçe kendi kendine yetemeyen bir dil değil ki! Ama şu durumda insanın aklı ve vicdanı almıyor. Torunları kendi dilleri, kendi kültürleri altında yaşasın diye canlarını vermemişler miydi atalarımız? Ne çabuk unutuyoruz yaşadıklarımızı. Kurtuluş Savaşı’nı yapan biz, şimdilerde batılılaşmaya çalıştığımızı zannederek özümüzü kaybediyoruz. Oysa, batılılaşmak medeni olmaktı, eşitlikti, uygar olabilmekti…

Gün tüketiyoruz okeylerle, cafelerle, showlarla, djlerle. Her geçen gün, her yozlaştığımız gün çocuklarımızın hayatından bir parça çalıyoruz.

Yabancı dile karşı olduğumu sanmayın. Kesinlikle karşı değilim. Aksine insanlar kendi dilleri ve kültürleri dışında başka dilleri ve kültürleri de öğrenmeli, kendi kültürlerini kaybetmeden!

Türk bayrağı, Türkiye’yle ilgisi ve bilgisi olmayan biri için nedir? Dikdörtgen, üzerinde ay yıldız olan, rengi kırmızı, kumaş parçası. Peki bizim için? O, binlerce şehidimizin canı, şehit analarının ağıtı, Atatürk’ün yüz akıdır.

Dilimizi kaybettikçe bayrağımızı, vatanımızı, her şeyimizi kaybediyoruz farkında olmadan…

Zaman geç olmadan farklılığımızın farkına varalım. Yoksa; ne bayrak, ne vatan, ne de bu can bizde kalmayacak.

Karamanoğlu Mehmet Bey’i arıyorum

Göreniniz, bileniniz, duyanınız var mı?

Bir ferman yayımlamıştı…

Hayal meyal hatırlayıp da sahip çıkanınız var mı?”

YUSUF YANA (Arıyorum)

“Türk Ulusu’nun ulusal dili ve ulusal benliği bütün yaşamına egemen olacaktır.” ATATÜRK

Hiç yorum yok: